Döllenme ve Embriyon Transferi - Tüp Bebek - Medical Park

Döllenme ve Embriyon Transferi

Toplanan yumurtalar hemen yan odada bulunan laboratuvarda embriyologlar tarafından değerlendirilir ve klasik tüp bebek uygulaması ya da mikroenjeksiyon işlemleri için hazırlanır. Öncelikle işlem için uygun yumurtaların seçimi yapılır. Klasik tüp bebek (IVF) uygulamasında, seçilen yumurtalar 2–4 saat özel besi yerinde bekletilir. Aynı gün erkekten alınan spermler özel yöntemlerle muamele edilerek yıkanır. Bu spermler yumurtalarla bir araya getirilerek spermlerin yumurtanın zarını delerek döllenmesi beklenir, bu işlemden 16–18 saat sonra yumurtaların döllenmesi kontrol edilir.

Mikroenjeksiyon ise, mikroskop altında spermin doğrudan yumurtanın içine bırakılması işlemidir. Şiddetli erkek kısırlığında sperm normal döllenme özelliğine sahip olmadığından, tüp bebek yöntemi yerine mikroenjeksiyon tercih edilir. Ayrıca kadından elde edilen yumurta sayısı az ise (5 ve altında) yine mikroenjeksiyon yöntemi ile yumurtalar döllendirilir. Normal şartlarda sperm elde edilemeyen erkeklerden cerrahi yöntemlerle sperm elde etmek mümkündür. Hangi yöntemin uygulanacağına üroloji uzmanı karar verir ve yumurtaların toplanacağı gün cerrahi işlem gerçekleştirilir.

TESA (Testiküler Sperm Aspirasyonu ): İğne ile girilerek testis dokusundan sperm elde edilmesidir. Bütün bu işlemler, testis dokusundan üretilen spermlerin tıkanıklık nedeniyle dışarıya atılamadığı durumlarda uygulanır. Testis dokusunda sperm üretiminin çok az ve belirli bölgelerde olduğu düşünülen hastalarda uygulanan yöntemler ise çoklu TESE ve Mikro-TESE’dır.

Çoklu TESE (Testiküler Sperm Ekstraksiyonu): Testisin çeşitli bölgelerinden rastgele dokular alınarak sperm elde etme işlemidir. Testisler küçük bir kesi ile açılarak farklı yerlerden doku parçaları alınır ve tüp bebek laboratuvarına ulaştırılır. Bu doku parçaları mikroskop altında ayrıştırılarak sperm olup olmadığı araştırılır.

Mikro-TESE (Mikrodiseksiyon Testiküler Sperm Ekstraksiyonu): Operasyon mikroskobu altında testis dokusunun tek bir kesi ile açılması ve dokunun mikroskop altında büyütülerek sperm yapımı olan bölgelerin tespit edilmesi ve o bölgelerden doku örneklerinin alınması işlemidir. Bu operasyon genel anestezi altında yapılır, çoklu TESE’ye göre avantajları daha yüksek oranda sperm bulma şansının olması (yaklaşık %60), doku kaybının az olması, damarlara zarar vermeden kesi yapılması ve testislerin en az zarar görmesidir.

Embriyoların Transferi

Tüp bebek uygulaması veya mikroenjeksiyon yöntemiyle elde edilen embriyolar döllenmenin 1. gününden itibaren her gün mikroskop altında incelenerek gelişimleri izlenir. Döllenmiş olan yumurtaların (embriyoların) transferi yani rahim içine yerleştirilmesi ikinci, üçüncü, dördüncü gün veya blastokist dediğimiz 5. ve 6. gün aşamasında yapılabilir.

Transfer yapılırken hasta muayene pozisyonunda yatırılır ve önce steril kültür sıvıları ile vajina, ardından da rahim ağzındaki mukus adı verilen salgılar temizlenir. Bu sırada transfer edilecek embriyolar laboratuvarda embriyolog tarafından katater adı verilen plastik bir borucuğa özenle yerleştirilir ve ardından genellikle Ultrasonografi eşliğinde rahim içine bırakılır. Transferde, işlemi kolaylaştırmak amacıyla kadının idrar torbasının dolu olması tercih edilir.

Rahim içine yerleştirildikten sonra yarım saatlik dinlenme yeterlidir. İlk 24 saat aktif hareketlerden veya yorucu yolculuklardan kaçınılmasında fayda vardır. Daha sonra normal yaşama dönülür. Gebelik testi sonucu öğrenilene kadar cinsel ilişki önerilmez.

Embriyo yerleştirme işlemi ağrısız olduğundan anestezi gerektirmez. Transfer edilen embriyo sayısı hastanın yaşı, embriyoların kalitesi ve daha önceki denemeleri göz önüne alınarak; hasta, embriyolog ve hekim tarafından birlikte kararlaştırılır. Çok sayıda embriyonun verilmesi ikiz, üçüz gibi çoğul gebeliklere yol açabileceğinden kişi için en uygun sayıda embriyonun verilmesi gerekir.

Embriyonların Dondurulması

Tüp bebek ve mikroenjeksiyon alanında kaydedilen gelişmeler beraberinde bir çok başka uygulamayı da getirmiştir. Bu uygulamalar içerisinde en önemlilerden birisi de embriyoların dondurulması işlemidir. Embriyoların dondurulması tüp bebek tedavisi için başvurmuş olan çiftlere birçok kolaylık sağlar. Bu kolaylıklar içerisinde, gelişen sağlıklı embriyoların kadın rahmine konulmasından sonra artan embriyoların iyi olanları dondurularak saklanabilir. Daha sonra kullanılmak üzere tanklarda depolanarak canlılıklarını korumalarını sağlanabilir. Eğer tüp bebek ya da mikroenjeksiyon yaptırıp gebelik elde edilemezse, gebelik elde edilip düşükle sonlanırsa ya da doğumla sonlanan bir gebelikten sonra, çift tekrar bebek dünyaya getirmeye karar verirse, daha önce kendi sperm ve yumurta hücrelerinin döllenmesiyle elde edilmiş olan dondurulmuş embriyonlar çözülerek kadın rahmine yerleştirilerek gebelik sağlanabilir.

Bu teknik çiftlerin her seferinde kolayca yeniden tüp bebek tedavisi için hazırlanmalarını engelleyecektir. Böylece kadına uzun süren hormon ilaçlarının verilmesi engellendiği gibi, tüp bebekteki gerekli bütün aşamalar atlanacağı için maliyet olarak da çiftlere kolaylık sağlanmaktadır.

Embriyolar dondurularak uzun yıllar saklanabilir ancak ülkemizde yasal saklanma süresi 3 yıldır. Embriyoların dondurulması çeşitli nedenlerden dolayı zorunlu olarak da yapılmaktadır. Bu sebepler arasında eğer embriyoların transfer edileceği dönemde kadına ait herhangi bir sorun ortaya çıkarsa (örneğin hormon tedavisi sırasında yumurtalıkların aşırı uyarılması gibi) o zaman tüm embriyolar dondurulup daha emniyetli bir zamanda çözülerek transfer edilebilir.

Yine rahim içi zarının ince olduğu, yeterince kalınlaşmadığı durumlarda da embriyolar dondurularak saklanıp, daha sonra rahim içinin daha iyi hazırlandığı başka bir dönemde transfer yapılabilir.

Yapılan çalışmalar, en erken ve en geç evrede yapılan dondurma işlemlerinin en başarılı sonuçlar verdiği şeklindedir.

Günümüzde embriyoların dondurulması için iki farklı teknik kullanılmaktadır. Bunlardan bir tanesi embriyoların yavaş teknikle dondurulmasıdır. Bu teknik daha çok embriyo gelişiminin, daha erken döneminde uygulanan bir tekniktir. Burada amaç embriyonun zarar görme riskini en aza indirmek için sıcaklığın kontrollü bir şekilde azaltılması ve böylece embriyonun hücrelerinin içinde bulunan sıvının içinde oluşabilecek kristal yapıların embriyoya zarar vermesinin engellenmesidir.

Kullanılan tekniğe ve koruyucu maddelere bağlı olarak embriyolar bu teknikle dondurulup çözüldüklerinde, canlılık oranları oldukça yüksektir. %80′in üzerinde canlılık oranı sağlanmaktadır. Hasar görmüş dondurma işleminden etkilenmiş bir embriyo ile gebelik elde edilemeyeceği gibi embriyonun ileriye doğru büyümesi ve gelişmesi mümkün olmayacaktır.